| Kutsal Kitap'a ait Gerçekler |
Ayartmanın amaçları ve formları1. Tanrı'ya ve O'nun Sözüne karşı olanlar aracılığıyla gelen ayartmalarİsa ve öğrencileri bu tür ayartmalarla (bazı çevrelerce bu söz hiçbir dayanağı olmadığı halde, deneme olarak adlandırılmaktadır) birçok defa karşı karşıya kalmışlardır:
Matta 16:1
Matta 19:3
Matta 22:18
Matta 22:35
Markos 8:11
Markos 10:2
Markos 12:13-15
Luka 11:15-16
Yuhanna 8:3-6
Elçilerin İşleri 20:19
1. Petrus 4:12-13
Bu pasajlarda gördüğümüz üzere, İblis'in Tanrı insanlarını ayartma/deneme yolları, insanlar aracılığıyla ve Tanrı Sözü uğruna işkence görme ve ıstırap çekme vasıtasıyla gelebilmektedir. Bu türdeki bir ayartmayla nasıl başa çıkacağımızı, daha sonra bu makalede inceleyeceğiz. Fakat öncelikle ayartmanın alabileceği diğer formlara göz atalım.
2. Kişinin kendi arzuları aracılığıyla gelen ayartmalarBedensel arzular, kişinin ayartılmasına neden olan diğer bir yoldur.
Yakup 1:13-14
1. Timoteyus 6:9
Bu kategoride, ayartılmanın kaynağı, kişinin kendi arzularıdır. Örneğin; eski yaratılışın istekleri, bir kimsenin zengin olmayı arzulaması. Yukarıdaki ayetlerdeki kesinliği dikkate alın: bu ayetler kendi arzularınız tarafından sürüklenip, kandırıldığınızda, muhtemelen ayartılma tuzağına düşeceğinizi söylememektedir. HAYIR! Yukarıda anlatılanlar, sizin de kesinlikle ayartılacağınızı açıklamaktadır. Benzer şekilde, yukarıdaki satırlarda, zengin olmak isterseniz, muhtemelen tuzağa düşersiniz diye bir ifade geçmemektedir. HAYIR! Bu ayetlerde anlatılan, insanları yıkıma ve felakete götüren aynı tuzakla, kesinlikle tuzağa düşeceğinizdir. Pavlus'un söylediği üzere:
Galatyalılar 5:17
Romalılar 8:7
Bu kategorideki ayartmalar, bizlerin eski benliğimiz, eski yaratılışımız aracılığıyla kandırıldığımız ve ona doğru çekildiğimiz ve içeri girmeye karar verdiğimiz bir şeydir. Peki sonuç? Kutsal Yazıların bakış açısından sonucu görelim: günah, yıkım, azap, ölüm. Eski yaratılışın arzularını takip etmek, çok ciddi sonuçları peşinde sürükleyen oldukça ciddi bir konudur. Lütufla kurtulduğumuzdan dolayı eski yaratılışın isteklerini izleyip; yola devam edip, bir şekilde sonuçlarından kaçabileceğimizi düşünerek kendimizi kandırmayalım. Galatyalılar 6:7-8 der ki:
"Aldanmayın. Tanrı alaya alınmaz. İnsan ne ekerse, onu biçer. Kendi doğal benliğine eken, benlikten ölüm biçecektir. Ruh'a eken, Ruh'tan sonsuz yaşam biçecektir."
Bu durumda ne yapmalıyız? Tanrı Sözü bu konuda oldukça nettir:
Romalılar 13:11-14
Efesliler 4:20-24
2. Korintliler 10:3-5
ve Özdeyişler 4:23
Bütün bu ayetlerde, ana rolü üstlenen Tanrı değil, bizleriz. Eski yaratılışı üzerimizden çıkarıp, yeni yaratılışı kuşanmaya çağırılan bizleriz. Düşüncelerimizde yenilenmeye ve her şeyden önce yüreğimizi korumaya çağrılan bizleriz. Evet Tanrı'nın yardımı olmadan yapabileceğimiz pek bir şey yoktur. Ancak O'nu takip etmeye istekli olanlara Tanrı yardım elini uzatır. Yüreklerimiz ve düşüncelerimiz eski yaratılışın peşinden giderken aynı zamanda meyve veren Hristiyanlar olacağımızı düşünerek kendimizi kandırmayalım. Bu mümkün değildir! Bu gerçekten siyah ve beyaz gibidir. Ya biridir (Tanrı) ya da diğeri (dünya). Bunların karışımı bir işe yaramayacaktır!
3. Doğrudan İblis'ten gelen ayartmalarMatta 4:1-11 bölümlerinde, İblis'in İsa'yla doğrudan konuştuğunu görmekteyiz. Peki ama bunu nasıl başarmıştır? Bu sorunun yanıtı; ruhtadır, deyim yerindeyse, "esinleme" aracılığıyladır. Bu kategoriye biraz zaman ayırmak istiyorum. Neden derseniz, insanların sıklıkla ruhsal zeminden gelen her ne olursa olsun onları, bilgisizlik nedeniyle Tanrı'ya atfettiklerini görmekteyiz. Fakat durum hiçte böyle değildir. Hristiyan olduğum için, daha önceleri İblis'in benimle konuşamayacağına inanırdım. Ancak bu doğru değildi, o konuşabilir - tıpkı İsa'nın durumunda olduğu gibi... Bu olasılığı görmezlikten gelmeye karar verip, ruhsal zeminden gelen her şeyin Tanrı'dan geldiğini düşünürsek, sahte bilgi vererek bizi uzağa sürüklemek isteyen İblis'e açık kapı bırakmış oluruz. Öyle ki; şu şekilde düşünmeye başlarız: bu bilgi bu kadar açık bir şekilde ruhsal bir zeminden geliyorsa - bu onun Tanrı'dan geldiğine işarettir. Gözlediğim kadarıyla, bu durum bilhassa insanların bir şey için acı çektiklerinde ortaya çıkmaktadır. Bu kişiler o kadar çok matem içindedirler ki; o konu hakkında dua ettiklerinde, duyabildikleri tek yanıt kendi istekleridir. Diğer bir ifadeyle, bu istek her ne olursa olsun, Tanrı'nın isteğini yerine getirmek konusunda, nötr değillerdir. Aksine bu kişiler sadece arzuladıkları şey için onay almak isterler. Onlar bir şeyleri arzulamaktadırlar, bu arzularda, izlendikleri takdirde kişileri büyük felaketlere götürecek olan sahte "ruhsal" bilgileri o kişilere vermesi için şeytana açık kapı bırakmaktadır. İşte bu nedenden dolayı, Tanrı Sözüyle ilgili aldığınız ruhsal bilgileri yargılamalısınız. Ruhsal bir zeminden geldiğini duyduğunuz bilgiler, hem içeriği hem de akış şekli bakımından Tanrı Sözüyle uyum içinde midir? Aksi takdirde, onu tartışmasız reddetmelisiniz. Ne yazık ki, birçok kardeş ruhsal zeminden duydukları bilgilerin Tanrı Sözüyle bağdaşıp bağdaşmadığını kontrol etmemektedir. Örneğin, kendilerini Hristiyan olarak tanıtıp, zina işleyen, Hristiyan eşlerinden ayrılıp, başkalarıyla evlenen (aynı şekilde kendilerini Hristiyan olarak tanımlayan kişilerle) ve bütün bunlar yetmezmiş gibi, eylemlerini haklı çıkarmak için açıkça Tanrı'nın onlardan bunları yapmalarını istediğini söyleyen insanlar gördüm. Tanrı onlara böyle bir şey yapmalarını hiç söyleyebilir mi? HAYIR! Peki, bundan nasıl emin olabiliriz? Çünkü böyle bir yönlendirme Tanrı Sözünün tamamen karşısında olacaktır! Gerçekte olan ve Tanrı Sözünün açık ve sade bir şekilde anlattığı şey; o kişilerin dikkatli olmadığı, kendi arzu ve istekleri aracılığıyla sürüklenip uzaklaştıkları, böylelikle şeytana açık kapı bıraktıklarıdır. Eğer birisi size bu şekilde davranmanızı söylerse, bilmelisiniz ki, bu söz Tanrı'dan değil, şeytandan geliyordur. Bununla birlikte, Tanrı Sözü ruhsal zeminden gelen herhangi bir bilgiye karşı bir ölçüttür. Bu bilgiler iyice tartılıp, değerlendirilmelidir. Aynı zamanda İsa da, Şeytan ve onun ayartmalarıyla başa çıkmak için Tanrı sözünü kullandığında bunu uygulamıştı. O'nun yanıtlarının tümü "şöyle yazılmıştır" ifadesiyle başlamaktadır. Herhangi bir "esinlemeye", o esinleme olağanüstü bir şekilde gelse bile, Tanrı Sözünün ondan üstün olduğu hakkında Pavlus oldukça nettir:
Galatyalılar 1:8
Açıkça görülüyor ki, burada anlatılan melek, düşen bir melektir, karanlığın meleğidir ve Şeytanın ta kendisidir - Gökten bir melek bile, İsa Mesih'in vahyi aracılığıyla, Pavlus'un aldığı ve bildirdiğinden farklı bir müjde bildirirse, o melek lanetlenecektir. Dolayısıyla, ruhsal zeminden bilgi almak yeterli değildir. Bu bilgi, aynı zamanda ruhsal zeminin doğru bir kaynağından gelmelidir. Bunun dışındakiler, bir ayartma ve iblisin saldırısıdır. Bilginin kaynağını bilmek için, onu geçerli olan tek ölçütle, yani; Tanrı Sözünün ölçüsü ile değerlendirmelisiniz.
Tassos Kioulachoglou
|
Bu makaleyi Paylaşın: |